Fahri : Tekrar şehre, gürültüye, strese dönmek zorunda olmak ne kötü, biliyor
musunuz?
Semra : Ne yapalım, hayat böyle! mecburuz.
Fahri : Neden bazı şeyleri yapmamız gerekiyor, anlamıyorum.
Semra : Anlamamıza gerek yok. Yapmalıyız, o kadar. Hayatın akışını değiştirmek mümkün değil.
Fahri : Biz de iyi ki bir onbeş gün tatil yaptık. Şu konuşmalara bak filozof
olduk neredeyse.
Semra : Filozof değil, seyyah seyyah!
Fahri : Vallahi doğru! Ne yapsak faydası yok. Dönmemiz lazım.
Semra : Öyle öyle! "Mecburen, mecburen mecburiyetten"
Fahri : Bekle beni İstanbul! Sana geliyorum. "Ben sana mecburum."